"The editors are Alexa de Tocquevilles."

--The Gulf Today (UAE)

"Recommended."
--International Herald Tribune

"No better account."

-Stephen Kinzer

"Literary and insightful."
--UK Daily Telegraph

"Excellent."

--Lonely Planet Turkey 2007

 

for the latest news and events visit the EH blog

Home
Bestseller Lists
Turkish
Events
Media Reviews
Media Coverage
Experts' Reviews
Readers' Comments
Chapters
Creators
Book Club Study Guide
Purchasing
Perusing
Publication
Images for the Press
Harem at Topkapi
Turkish Travel
Lifestyle
Expat Resources

Contact Us

"Expatriates in Turkey take up the pen to fight prejudice"
-- Agence France
Presse


Click for
more press

 


 

"Reminiscent of Lady Mary Wortley Montague's TURKISH EMBASSY LETTERS."

--Sirin Tekeli

"Brilliantly woven, laugh-out-loud funny."
--THE GUIDE ISTANBUL


"Everyone should read this book!"

--SKYTURK TV


"An exhilarating journey."

--Ebru Keni
 

"Daring and delightful."
 -- Ellen Boneparth


"A million dollar job."
-- Nazire Kalkan

 

"Funny, moving and unusual."
--Nicole Pope

"Insightful."
--Tony Wheeler

"A valuable contribution to expatriate literature."

--Patricia Linderman

Click to read
full quotes

 

 

 

Search Engine Submission and Internet Marketing

 

--18 December 2005- POSTA national daily newspaper

 

"Aynaya bak ama, o gördüğün sen değilsin!"

by Yazgülü Aldoğan

    Doğan Kitap Yayınları'ndan çıkan "Türkçe Sevmek" kitabı, bir biçimde Türkiye'ye gelmiş, kalmış ve Türkleri tanımış ve sevmiş yabancı kadınların gözüyle ülkemizi, insanlarımızı anlatıyor. Kitap beni derin düşüncelere daldırdı. Şair de boşuna dememiş, derya içinde olan deryanın kıymetini bilmez diye. İnsan, içinde yaşadığı ülkeyi bir yabancının gözüyle göremiyor elbet. Bazı ayrıntıları kaçırıyor, bazılarını farklı yorumluyor. Kendisi hakkında da öyle. Aynaya baktığınızda gördüğünüz suret ile size bakanın gördüğü aynı değil. Biz ülkemiz ve insanlarımız hakkında belli bir görüşe sahibiz. Ama dışarıdan nasıl gözüküyoruz? Bize bakanlar nasıl görüyor, ne görüyor, neyi anlıyor, neyi yadırgıyor? Kitapta yedi değişik ülkeden otuz iki kadının anıları var. Hatta sadece ülkeler değil, kıtalar bile değişik. Amerikalısı, Avustralyalısı, Avrupalısı, Asyalısı var. Değişik meslekler, değişik kültürler, değişik dinlerden bu kadınların Türkiye'ye geliş nedenleri de değişik. Ve tabii bize baktıklarında gördükleri de! Son yaşadığımız olaylar bağlamında düşündüğüm zaman yabancıların biz Türkleri nasıl gördüklerinin örneklerini taşıyan bu kitap, zengin ipuçları vermesi açısından da ilginç. Son olaylar derken kastettiğim Türkiye'deki düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, laiklik, eğitim olanakları gibi Türkiye'nin kırılma noktaları. Bir Avustralyalının Türkiye'de genç kızların başlarını örttükleri için üniversiteye alınmamalarını anlaması mümkün değil. Tıpkı bir Amerikalının Türkiye'de kadınların bluzları üzerinden göğüs uçlarının görünmesinin fevkalade ayıp ve kışkırtıcı olduğu için Türk kadınlarının onun tabiriyle çelik yelekli polisler gibi kalın sütyenler giymek zorunda kalmasını da! Bir Avrupalı, ünlü bir yazarımızın "Biz bu topraklarda 100 milyon Ermeniyi kestik" dediği zaman neremizin acıdığını, yasalarımızda olsun olmasın, bu sözlerin her bir Türkü nasıl derinden yaraladığını anlaması da zor. Ama sokakta karşılaştığı hiç tanımadığı Türklerin, ona çok samimi davranarak yardım etmeye çalışmasını, hatta bunun için ısrarcı olmasını, hatta özel hayatıyla ilgili her konuda sorular sorması merakını anlaması daha da zor!

Geveze ve meraklı Türkler

    Yabancı kadınlardan biri tarihin derinliklerine dalmak ve Bizansı bulmak hayalleriyle geldiği İstanbul'da karşılaştığı bu yoğun ilgiden kaçmak için yöntemler arar. Bir yandan İngilizce öğretmenliği yaparken bir yandan da kentte yaptığı uzun gezilerde yalnız kalma ihtiyacını sağlamak için mümkün olduğu kadar vapurla seyahat eder; dışarıda, vapurun yan tarafında oturur. Böylece karşısında gözünün içine bakan kimse olmayacaktır, en fazla yanındakine muhatap olacak, onun sorularını da atlatabilecektir!
    Gerçekten biz Türkler bu kadar mı meraklı, hiç tanımadığımız insanlara karşı samimi hatta laubali, sadece sözel değil, tensel teması da seven, ilk karşılaştığımız kişileri öpen insanlar mıyız? Evet öyleyiz... İlgimizi öperek gösterdiğimiz gibi, öfkemizi de tekme atarak gösteririz! Sonunu, önünü arkasını hiç düşünmeden fevri davranır, sonra pişman oluruz.

Merkez ve Taşra ayırımı

    Kitabı okurken bu yabancı kadınların gözlüklerini takmaya çalıştım ve orada bir başka yüzleşmek istemediğim gerçekle daha karşılaştım, merkez ve taşra! Galiba yıllarca kendi kendimizi kandırdık ve AKP'nin yerel yönetimlerden sonra merkezi iktidarı ele geçirmesiyle başlayan süreçte bu kış uykusundan uyanmakta hala zorluk çekiyoruz! Biz merkezdekiler, iyi eğitimli, donanımlı, Batı değerlerine sahip, laik, serbest fikirli olanlar; katı muhafazakar, İslamcı taşranın, ekonomik ve siyasal yaşamda giderek ipleri ele almasını, bu değer yargılarını muhafaza ederek ülkeyi yönetmeye başlamasını ve değişmeye yanaşmadan bir de üstelik Avrupa klübünün kapılarını zorlamasını bir hezeyan olarak kabul ediyoruz! Oysa yabancılar, Türkiye'ye geldiklerinde Türk olarak sadece merkezi görmüyorlardı. Onlar tıpkı Avrupa kentlerini dolduran milyonlarca taşralı Türkü daha önceden tanıdıkları gibi, Türkiye'deki Türklerin de İstanbul'un, Ankara'nın elit kesiminden ibaret olmadığını biliyorlardı... Ülkemize gelen 20 milyon turiste rağmen giderek yayılan içki yasakları, kızların başı örtülü okuyabilmesi için yasaları aşma manevraları, yükselen milliyetçilik akımları, laik - islamcı kavgalarıyla Türkiye mozaiği, ya da ebrusu, bizim için ürkütücü olsa da yabancı kadınlar için, hayret, başdöndürücü bir egzotizm içeriyor ve bu kitabın gülümseten yanı oluyor! İyi ve kötü yanlarımızla bir fotoğrafa bakmak için okumanızı tavsiye ediyorum!
    Türkçe Sevmek, çeviren Deniz Çiftçi Valente, Hazırlayanlar: Anastasia M. Ashman, Jennifer Eaton Gökmen

Send mail to info@expatharem.com with questions or comments about this web site. Backgrounds courtesy of EOS Dev
Copyright © 2005, 2006, 2007 Expat Harem
Last modified: 2007-11-19